Lazlar

Ş. Uzm. Çvş. Emrah AYTEMİZ anısına…

 

Tanrı tüm milletleri yarattıktan sonra dünyanın çeşitli bölgelerine yollar fakat Lazları unutur. Lazlarda Tanrının huzuruna çıkıp unutulduklarını ve dünyada bir yer istediklerini beyan ederler. Tanrıda bu durumda mahcup olur ve ”size kendi bahçemden vereceğim” deyip Lazları Doğu Karadeniz bölgesine bırakır. Lazlar çok uzun zamandır Tanrının bahçesinde ikamet etmektedir.

Peki bu kadar basit olabilir mi?

Tanrı İspanyol’u yarattı ve İspanya’ya yerleştirdi, Fransız’ı Fransa’ya gönderdi, Japon’u kendi halinde bırakarak Japonya’ya bıraktı, Amerikalıyı… o konu biraz karışık neyse… Tanrı bütün milletleri, kendilerine ait topraklarına bıraktı bırakmasına da bir milleti unutmuştu, Lazları. Lazlar bu duruma çok sinirlendi toplantılar ve Tanrının huzuruna çıktılar. Baş Laz Gubaz hiddetlenerek ”Amine koyayim, herkesi gönderdun bir yere, biz kalduk burda” der Tanrının karşısında. Tanrı kaba ama sempatik bu serzeniş karşısında tebessüm ederek, ”Sizi Rusya tarafına göndereyim mi? Hem benziyorsunuz da birbirinize.” Gubaz’ın bu yaklaşım hoşuna gitmiş olmasına karşın çabuk teslim olamaya niyeti yoktu. ”Yok! Orasi çok soğuk, hem biz sonradan gideruz oraya, arkadaş markadaş oluruz da yaşanmaz orda.” Tanrı sert kayaya tosladığının farkına vardı, alternatif bir yer düşündü. ”Afrika’ya ne dersiniz?” Gubaz bir anda şiddetli bir biçimde ”Ya sen ne anlatiyosin, yandukda! Orası çok sicak olmaz.” Tanrı artık yavaşça sinirlenmeye başlamıştı fakat unutkanlığından kaynaklanan utangaçlığı onu sakin olmaya itti. ”Amerika, İzlanda, Avrupa neresini istiyorsunuz söyleyin!”  Gubaz sakalını kaşıdı, bıyıklarını düzeltmek isterken eli burnuna takıldı, bir kaç saniye düşündükten sonra sakin ve emin bir ifadeyle, ”Şimdi Tanrım sende zor durumda kaldun farkındayiz ama bizumda burda yerimuz yok doğrimi, Amerika diyosin yani çok afedersinde kim si*er Amerikayi, İzlanda o nerde onu  bile bilmem onu da geç, Avrupa deduğun iyi yönlerini alduk diyelum, kötü yönlerini kime iteleyeceğiz? Bize böyle yerler ters güli… pardon Tanrım… Yani demek isteduğum bizi biliyorsun, senin dünyadan bir bahçen falan varmiş orayı ver bize kafamıza göre rahat rahat takılalım işte. Kimsenin ne etlisine ne sütlüsüne, gerektiği yerde gerekeni yaparuz o ayri ama deduğum gibi biliyorsun işe bizi…”

Tanrı bu ekstra istek üzerine şaşırır, dünyada kendine ait olan bölgeyi bağışlamak istemez. Yerinden kalkarak, bir Tanrı nasıl volta atıyorsa, düşünceli bir biçimde volta atmaya başlar. Çıkamaz işin içinden, saçını sakalını kaşır, strese bağlı olarak tansiyonu çıkar ve tekrardan yerine oturur. ”Ey kullarım, bana izin verinde biraz düşüneyim, biliyorsunuz orası benim için çok değerli bir yer. Dünyada ki bahçem orası benim özenerek yaptığım bir mekan yani kolay değil öyle hemen vazgeçmek” Gubaz sabırsız olduğundan yükse sesle ”Ya a- aaa***… yani Tanrım neyi düşüneceksin anlamadum ki. Ver orayi bize sende kurtul bizde kurtulalum, çözelum burada bu işi uzatmayalum.”  Tanrı, Gubaz’ın kararlılığından ve inadından vazgeçemeyeceğini artık tamamıyla anladı. Lazlara kendi bahçesinden bir yer verdi.

Lazlar bu bahçede uzun yıllar yaşadı, doğaya aşk ile bağlandı, su için savaştı ve vatanı için öldü.

 

”Hayde kayiten cuma”

Reklamlar

Lazlar” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s